Kapitalizm über alles
Kazandık. Kapitalist zafer çağındayız. Dünyayı Pekin’den Baltimore’a, St. Petersburg’dan Singapur’a kadar fethettik. Batılı siyasi liderler bir zamanlar komünist nüfuzun ileri karakolları olan yerlerdeki yeni menkul kıymet borsalarını gezerken gülümsemelerini zor gizliyorlar. Bir gecede servet sahibi olan Çinli müteşebbislerle tanıştırıldıklarında, kendi marifetlerinden memnun olmanın gururuyla parlıyor işadamlarının gözleri. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bu yana zafer havası hâkim. Kapitalizm über alles.
Yalnız küçük bir sorun var. Karl Marx haklıydı. Hepimiz Heathrow’a giden ilk uçağa yetişmeli, bir taksiye atlamalı ve Highgate Mezarlığını’na gitmeliyiz. Orada sarmaşıklarla kaplı bir anıtın altında, Komünist Manifesto’nun yazarı, komünist teorisyen Karl Marx’ın kalıntıları yatıyor. Bu büyük adamın son istirahatgâhını görmek üzere devamlı bir ziyaretçi seli mezarlığa akıyor. Dünyanın başka yerlerinde de kalabalıklar Marx’ın müritlerinin kalıntılarını görmek için üşüşüyorlar. Biz de saygımızı sunmalıyız.
Ho Şi Minh’e de saygımızı sunmalıyız. Hanoi’de yüzde 60 nem ve 22 derece santigratta kontrol edilen bir ortamda kristal tabut içinde yatsa da haklı çıkışıyla teselli bulabilir. Aynı şey Vladimir İlyiç Lenin için de geçerli. On sekiz ayda bir banyo yapıyor. Su, alkol, gliserin ve potasyum asetat karışımına yatırılıyor. İki hafta sonra, cildi bir bebeğin poposu kadar yumuşak hale geliyor. Ölümünden 85 yıl kadar sonra Lenin’in mozolesi Batı’dan gelen kapitalist yoldaşları cezbeden turistik bir yerden başka şey değil artık. Ne var ki, onca aşağılama ve alaya rağmen, Lenin haklıydı. Tıpkı Başkan Mao Zedong gibi. Mao şimdi serbest pazar sefihliğiyle pazarlanıyor. Büyük serdümenin 24 ayar altın heykelini Sing Kwong Mücevherat ve Altın Anonim Şirketi’nden 50.000 Hong Kong dolarına satın alabilirsiniz. Erich Honecker çay takımları ve Enver Hoca eşyaları için de hemen sipariş verin. Bunların hepsi pis komünist diktatörlerdi, ama aynı zamanda da haklıydılar.
Haklıydılar, çünkü işçilerin toplumun başlıca varlıklarına, kritik üretim araçlarına sahip olması yolundaki Marksist görüşe bağlanmışlardı. Şu an da öyle, işçilerin elinde. Kim bilir, belki hep öyleydi de, biz bunu kavrayacak içgörürden yoksunduk.
İşçiler başlıca üretim araçlarını denetim altında tutuyorlar. Devrimin Birinci Bölümü tamamlandı. İşçiler, yani Frankfurt yazılım firmalarındaki insanlar, Stavanger gemi tezgahlarındaki ustalar, Çin reklam ajanslarındaki yaratıcı elemanlar, Sidney bürolarındaki takım elbiseliler, Los Angeles’taki fabrika işçileri, Singapur’daki türev alım-satıcıları yeni zenginlikler yaratmak için beyinlerini ve ara sıra da kas güçlerini kullanıyorlar. Bugün modern bir şirkette insanların yaptıklarının yüzde 70-80’ zihinsel yoldan yapılıyor. Belirleyici üretim aracı küçük, gri renkte ve 1,3 kilogramağırlığında: İnsan beyni.
İnsan beyni hayranlık uyandıran bir biçimde karmaşık ve girift. Holografik örgütlenme ilkelerini kullanıyor, yani parçalar bölümü yansıtıyor. Laboratuar araştırmaları, beynin onda dokuzunun çıkarılması halinde bile çalışmaya devam ettiğini gösteriyor. Aynı şeyi otomobilinizde veya video cihazınızda denesenize.
Beynimiz performans bakımından yeryüzündeki en güçlü bilgisayarı bile geride bırakabilecek güçte. Bazılarınız IBM’in satranç bilgisayarı Derin Mavi ile âdemoğlu Gary Kasparov arasındaki satranç müsabakasına dikkat çekebilir. Şubat 1996’da bilgisayar sonunda büyük efendi insanı yenmedi mi? Yendi, ama her iki oyuncu da kurallara, verili strateji ihtimallerine bağlı kaldıkları için bu sonuç alındı. Şirket satranç oyuncularının sorunu, gelecekteki rekabette kuralların izlenmeyecek olmasıdır. Sorun eski kuralların yıkılıp yerine yenilerinin konulmasında yaşanacak. Gelecekte başarı, geçerli akla meydan okumakla ve piyonunuzu tek hamlede A2’den E7’ye getirmekle kazanılacak.
Öyle görünüyor ki John F. Kennedy de “İnsanoğlu hala en olağanüstü bilgisayardır” derken haklıydı –dünya denen gezegen üzerindeki bilgisayar gücünün beyin gücümüzden fazla olduğunun tahmin edildiği şu anda bile. İnsanlar yaratıcı olabilir, ortaya yeni fikirler atabilir, yeni kurallar bulabilir ve duyguları hissedebilir; bilgisayarlar ise-henüz değil!
Her ne kadar insan beyni en harika tasarlanmış, inanılmaz ölçüde girift bir mekanizma olsa da, ona gerçekte kimin sahip olduğunun cevabı neyse ki çok basit. Hissedarların, yatırım fonlarının veya başka herhangi bir heyetin kontrolü altında değil beyin. George Soros para birimlerinin ve piyasaların dengesini bozabilir, fakat beyninizi kontrol edemez. Devletler dünyaya her türlü propagandayı yapabilir, fakat beyniniz size aittir. Beyin, iyi ya da kötü, birey tarafından denetlenir.
« Kaosla başa çıkmak Next Post
Sadelik »