<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hüseyin Erkmen &#187; Pazarlama</title>
	<atom:link href="http://www.huseyinerkmen.com/category/pazarlama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.huseyinerkmen.com</link>
	<description>sosyal pazarlamacı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Apr 2010 22:55:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Üçüncü Bilgi Devrimi</title>
		<link>http://www.huseyinerkmen.com/ucuncu-bilgi-devrimi-4/</link>
		<comments>http://www.huseyinerkmen.com/ucuncu-bilgi-devrimi-4/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 21:44:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hüseyin Erkmen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi güçtür]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi iktidardır]]></category>
		<category><![CDATA[ge]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin erkmen]]></category>
		<category><![CDATA[jack welch]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[time dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[üçüncü bilgi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[xerox]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinerkmen.com/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Bilgi iktidardır sözü açık seçik bir özdeyiştir. Yıllardan beri gelişigüzel ve muğlak bir tarzda kullanılmıştır. Defalarca ve de yüksek sesle söylemişizdir bunu; ancak ne kadar bağıra çağıra söylersek söyleyelim, alttan alta bunun doğru olmadığı yönünde bir inanç vardı. İşin gerçeği şu ki güç iktidardı veya bilgi her ne ise onu iktidar belirliyordu. Şimdi bilgi sahiden de iktidarda. Avazımızın çıktığı kadar ve de bütün inancımızla söyleyebiliriz bunu. İstediğiniz bütün gücü kullanın. Duvarları yıkın, tehdit edin, tatlı sözlerle ikna etmeye çalışın. Sizden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bilgi" target="_blank"><em>Bilgi iktidardır</em></a> sözü açık seçik bir özdeyiştir. Yıllardan beri gelişigüzel ve muğlak bir tarzda kullanılmıştır. Defalarca ve de yüksek sesle söylemişizdir bunu; ancak ne kadar bağıra çağıra söylersek söyleyelim, alttan alta bunun doğru olmadığı yönünde bir inanç vardı. İşin gerçeği şu ki güç iktidardı veya bilgi her ne ise onu iktidar belirliyordu. Şimdi bilgi sahiden de iktidarda. Avazımızın çıktığı kadar ve de bütün inancımızla söyleyebiliriz bunu. İstediğiniz bütün gücü kullanın. Duvarları yıkın, tehdit edin, tatlı sözlerle ikna etmeye çalışın. Sizden daha zeki, daha hızlı ve daha aç biriyle uğraşıyorsanız, bir yere varamazsınız. Uyanık bir hafif sıklet, hantal bir ağır sıkleti her zaman yener—boks ringi dışında. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Neanderthal" target="_blank">Neanderthal</a> adamı ortadan kalkalı çok oldu; şimdi Neanderthal davranış ve düşünce biçimine de veda etmenin zamanıdır.</p>
<p>Kuşkucu olanlar bilginin para kazanma işindeki rolünün yeni olmadığını söyleyeceklerdir. Haklı olabilirler. İnsanlık ilk bilgi devriminin şafağını 1455 yılında yaşadı. <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;source=web&amp;ct=res&amp;cd=1&amp;ved=0CAkQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Ftr.wikipedia.org%2Fwiki%2FJohannes_Gutenberg&amp;ei=hDyIS-evJoKj_AaapI3qBg&amp;usg=AFQjCNEq3spPqgsKqEU2dVt2YHV6gLKCfA" target="_blank">Johan Gutenberg&#8217;</a>in baskı makinesini icat etmesi enformasyonu her zamankinden daha fazla ulaşılabilir kıldı. Beş yüz yıl kadar sonra radyo ve televizyon hayatımıza hükmetmeye başladığında ikinci dalgayla sarsıldık. Garip bir şekilde 1990&#8242;larm başları üçüncü dalganın gelişine sahne oldu. <a href="htttp://www.time.com" target="_blank">Time</a> dergisinin kısa bir süre önce belirttiği gibi, 500 TV kanalı yerine artık milyonlarca web sitesi var.</p>
<p>Üçüncü bilgi devrimini böylesine farklı kılan şey ölçeği ve hızı. Dünyanın tarih boyunca yetiştirdiği bilimcilerin yüzde 90 kadarının şu anda hayatta olduğu hesap ediliyor. ABD ordusu <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vietnam_Savaşı" target="_blank">Vietnam Savaşı</a>&#8216;nı yürütürken askerlerin yalnızca yüzde 15&#8242;i yüksekokul mezunuydu. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6rfez_Sava%C5%9F%C4%B1" target="_blank">Çöl Fırtınası Harekatı</a>&#8216;nda ise askerlerin yaklaşık yüzde 99,3&#8242;ü yüksekokul diploması sahibiydi.</p>
<p>Bilgi ülkelerin, şirketlerin ve bireylerin yeni savaş alanı artık. Hepimiz her geçen gün işimizi yapmak, uzun dönemde ise varlığımızı sürdürmek için daha fazla bilgi isteyen koşullarla yüz yüze geliyoruz. Bilginin etrafını duvarla öremezsiniz. Bilgiyi yalıtamazsmız. Hayatın içindedir bilgi. Telefon hatlarından hışırdar. Havada dolaşır, sanal âlemde gezinir. İnsan soyunu sarıp sarmalar.</p>
<p><a href="http://www.w3.org/" target="_blank">World Wide Web</a>&#8216;in hızla yayılması neredeyse her şeyin herkes için her an ve her yerde ulaşılabilir hale gelmesini sağlıyor. Eğer bilgi iktidarsa, şimdi iktidar potansiyel olarak her yerdedir. Değişikliklerin ve fırsatların boyutları, bunu sahici bir devrime dönüştürüyor. Böyle dönemlerde hepimiz sürekli eğitimsiz (ya da az eğitimli) olmaya mahkûmuz. Tıpkı bir zamanlar Sokrat&#8217;m dediği gibi: &#8220;Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir.&#8221;</p>
<p>Devrimci manifesto korkutucu bir süratle dünyayı dolaşıyor. Bir zamanlar, birey veya şirket olarak, bilgi üzerinde oldukça uzun bir süre tekel kurmak mümkündü. Bir şirket 1950&#8242;de parlak bir fikri yakaladığında, diğerlerinin bu fikrin üstüne atlaması, hatta farkına varması belli bir zaman alırdı. Yirminci yüzyıl başlarmm ve ortalarmm temel model sayılan şirketleri ingiliz cam imalatçısı Pilkington, Güney Afrikalı madencilik şirketi De Beers ve Amerikan devi Xerox gibileriydi. Bunlar çoğu zaman firmaya özgü avantajlardan küresel düzeyde 20 ve hatta 30 yıl istifade ederlerdi—onları benzersiz kılan da buydu. Ülke üstüne ülke ekleyerek tedrici ve kademeli bir uluslararasılaşma süreci izleyebilirlerdi. Arjantin&#8217;i ele geçirebilir, ardından Peru&#8217;ya yönelebilir ve bu şekilde yollarına devam edebilirlerdi. Gözünün yaşma bakmadan dünyayı tahakküm altına alabilirlerdi.</p>
<p>Durum artık böyle değil. Günümüzde bilgi artık uluslararası düzeyde ve anında yayılıyor. İş dünyasındaki en iyi uygulamalar daha önce olmadığı kadar hızla ortalığa saçılıyor. İşletmecilik okulları ve üniversiteleri püf noktalarını amansız bir randımanla herkese öğretiyor. 1960&#8242;larda ABD işletmecilik okullarından yılda 5.000 işletmecilik yüksek lisans öğrencisi mezun oluyordu. Bugün bu sayı 75.000&#8242;dir. 1967&#8242;de Britanya&#8217;da bu türden iki işletmecilik programı vardı. 1995&#8242;te programların sayısı 130&#8242;a ulaştı. ABD&#8217;de ise şimdi yaklaşık 800 program mevcut. Her yıl dünyaya işletmecilik yüksek lisanslı 100.000 kişi salmıyor. Mezuniyet kutlamasından sonra ayılmaya çalışırken, biryandan da bilgilerinin büyük bölümünün daha şimdiden eskidiğini düşünerek kafalarını elleri arasına alıyor olsalar gerek.</p>
<p>Bilgi yayılıyor. Danimarka işitme cihazları şirketi <a href="http://oticon.com/com/home.htm" target="_blank">Oticon</a> farklı bir örgütlenme biçimine, bildiğimiz hiyerarşi yerine proje temelli örgütlenmeye yöneliyor, kırtasiyeyi kaldırıyor, yeni bir ofis mimarisi getiriyor. Yenilikçi ve yaratıcı bir gelişme. <a href="http://www.ge.com/" target="_blank">GE</a>&#8216;den <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jack_Welch" target="_blank">Jack Welch</a> sınırların olmadığı bir örgütlenme konsepti geliştiriyor, balinayı bir yunus sürüsüne dönüştürüyor. Bir de bakıyorsunuz ki bu parlak fikirler hemencecik örnek olay çalışmalarında kâğıda dökülüvermiş. Kuruluşlar kıstas alıyor, etrafta olup bitenleri kolluyor. İşin incelikleri yayılıyor. Öteki şirketler Oticon ve GE&#8217;i taklit ediveriyor. Bilgi bir kere ortaya çıktı mı, öldürücü bir virüs gibi, artık durdurulamıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyinerkmen.com/ucuncu-bilgi-devrimi-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hikaye dinlemek istiyorum</title>
		<link>http://www.huseyinerkmen.com/hikaye-dinlemek-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.huseyinerkmen.com/hikaye-dinlemek-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 19:53:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hüseyin Erkmen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye anlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye dinlemek istiyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinerkmen.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlarla bağlantı kurmanızı sağlayacak, vizyonunuzu görmelerini sağlayacak bir hikaye bulmak için vaktinizi ayırmalısınız. İnsanları harekete geçiren bir hikaye anlatmanın sırrı, özgün kaynaklardan gelen bir şeyler söylemektir. “I have a dream” (Benim bir hayalim var) cümlesini okumakla, bunu Martin Luther King’in söylediği görüntüleri izlemek nasıl farklıysa, sizlere bir vizyon hikayesi örneği  vermem de yazı sözcüklerin tek boyutluluğu ile sınırlanmış durumdadır. Vizyon hikayeleri kağıt üzerinde çok bayat görünürken heyecanla dile getirildiğinde en çok tezahürat toplayabilecek olanlardır. Vizyon hikayeleri kolayca bağlamdan koparılabilirler. Bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Hikaye" src="http://www.huseyinerkmen.com/wp-content/uploads/2009/12/hikaye.jpg" alt="" width="300" height="450" />İnsanlarla bağlantı kurmanızı sağlayacak, vizyonunuzu görmelerini sağlayacak bir hikaye bulmak için vaktinizi ayırmalısınız. İnsanları harekete geçiren bir hikaye anlatmanın sırrı, özgün kaynaklardan gelen bir şeyler söylemektir. “I have a dream” (Benim bir hayalim var) cümlesini okumakla, bunu Martin Luther King’in söylediği görüntüleri izlemek nasıl farklıysa, sizlere bir vizyon hikayesi örneği  vermem de yazı sözcüklerin tek boyutluluğu ile sınırlanmış durumdadır. Vizyon hikayeleri kağıt üzerinde çok bayat görünürken heyecanla dile getirildiğinde en çok tezahürat toplayabilecek olanlardır. Vizyon hikayeleri kolayca bağlamdan koparılabilirler. Bir vizyon öyküsünü hakkıyla anlatmanın en büyük güçlüğü, bağlamdan ayrılma ve aptalca algılanma korkusudur. Vizyon cesaret ister.</p>
<p>Yeni kurulan bir şirketin CEO’su, çalışanlarında vizyonunu aktarmak için ressam Vincent Van Gogh’un hayat hikayesini kendi yorumuyla anlatmayı tercih etmişti. Kendilerini “bir grup çılgın yazılım sanatçısı” olarak algılayan yirmi küsur çalışan için Van Gogh çok çekici bir figürdü. Van Gogh kaçığın biri olabilirdi ama azim ve dehası sayesinde günümüzde değeri milyon dolarları bulan eserler yaratmıştı. Hikayeyi anlatan CEO, milyon dolar kavramının da karşısındakileri etkileyeceğini biliyordu. Van Gogh parasız kaldığında ve akıl hastanesine kapatıldığında ağabeyinin onu desteklediğinden bashetmişti. Bu hikayenin özünde söylemek istediği, en sonudna onların özverisi ile kendisinin vereceği destek ve toplumdan dışlanma gibi faktörlerin bileşiminin anlamlı (ve karlı) bir sonuç orataya çıkartacağı idi. Eserlerinin değeri anlaşıldığında Van Gogh’un çoktan ölüp gitmiş olduğundan sa, elbette, hiç söz etmemişti. Zaten mesele de bu değildi. Bu hikaye yazılımcı bölüğünü harekete geçirmişti. Onların üzerinde etkili olmuştu. Görünmez olanı, en azından zihin gözleriyle görmelerini sağlamıştı. Bütün ofis Van Gogh resimleri ile kaplandı. Pek çok çalışan bir favori resim seçmişti ve zor anlarda o resim sayesinde işini sürdürmeyi başarıyordu. Gerçek bir vizyon hikayesi insanlarla böyle bir bağ kurmalı ve bugünün hayal kırıklıklarının üstesinden yarına dair umutlar besleyerek gelmelerini sağlamalıdır.</p>
<p>Çok sevdiğim bir arkadaşım bana bir vizyon hikayesi anlatmıştı.(İkimiz de hikayeyi ilk nerede duyduğumuzu hatırlamıyoruz.) Adamın biri üç kişinin çalıştığı bir inşaat sahasına gitmiş. Birinci adama sormuş: ‘Ne yapıyorsun?’ Adam cevaplamış: ‘Tuğlaları diziyorum’. İkinciye sormuş: ‘Ne yapıyorsun?’ Adam cevap vermiş: ‘Bir duvar örüyorum.’ Çalışırken bir şarkı mırıldanan üçüncü adama gitmiş ve sormuş: ‘Ne yapıyorsun?’ Adam ayağa kalmış ve gülümseyerek cevap vermiş: ‘Bir katedral inşa ediyorum.’ İnsanları derinden etkilemek istiyorsanız, onlara kendi katedrallerini inşa ettirecek bir hikaye sunmalısınız. Vizyon hikayesi tüm parçaları, özellikle de mücadeleleri ve hayal kırıklıklarını bir araya getirip anlamlı bir bütün ortaya çıkarmalarını sağlar. Hayatımızı bir amaç uğrunda ve anlamlı bir şekilde geçirmek istiyorsak kendi kendimize mücadelemizi anlamlandıracak bir vizyon hikayesi anlatmalıyız. Bir sonraki bölümde bir adamın kendi ruhunu beslemek için bir vizyon hikayesin arayışını ve sonunda etrafındakiler için nasıl bir ışık kaynağı haline geldiğini göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyinerkmen.com/hikaye-dinlemek-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüzün toplumu gerçek zamanlı</title>
		<link>http://www.huseyinerkmen.com/gunumuzun-toplumu-gercek-zamanli/</link>
		<comments>http://www.huseyinerkmen.com/gunumuzun-toplumu-gercek-zamanli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 13:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hüseyin Erkmen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek zaman]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek zamanlı]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzün toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin erkmen]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinerkmen.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Zaman çağımızın yeni dini. Sürat tiryakisiyiz. Yeni toplum gerçek zamanlı işliyor. Eskiden üç yıl süren şey sonra üç ay sürmeye başladı, sonra üç gün, sonra üç saat, şimdi ise üç saniye sürüyor – ve de sıfıra doğru yaklaşıyor. Gerçek zamanlı ekonomide fiyatlar saniye işi belirleniyor; şirketler ürünleri daha hızlı geliştirip, daha hızlı üretip piyasaya erken çıkarmak için rekabet ediyor. Gerçek zamanlı dünyada canlı yayında yaşıyoruz. CNN toplumu bu, olay yerine anında uyduyla bağlanan bir toplum bu. Uzaktan kumandalı gerçeklik. Bende ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Gerçek Zaman" src="http://www.huseyinerkmen.com/wp-content/uploads/2009/11/gercek-zaman.jpg" alt="" width="560" height="437" />Zaman çağımızın yeni dini. Sürat tiryakisiyiz. Yeni toplum gerçek zamanlı işliyor. Eskiden üç yıl süren şey sonra üç ay sürmeye başladı, sonra üç gün, sonra üç saat, şimdi ise üç saniye sürüyor – ve de sıfıra doğru yaklaşıyor. Gerçek zamanlı ekonomide fiyatlar saniye işi belirleniyor; şirketler ürünleri daha hızlı geliştirip, daha hızlı üretip piyasaya erken çıkarmak için rekabet ediyor. Gerçek zamanlı dünyada canlı yayında yaşıyoruz. CNN toplumu bu, olay yerine anında uyduyla bağlanan bir toplum bu. Uzaktan kumandalı gerçeklik. Bende ilgi uyandıramadığınızda, değerlerime hitap edemediğinizde, bunu becerebilen birine zaplayıveririm MTV tarzı iş görmek zorundayız. Yoksa zap! Durumun hayret verici tarafı da şirketlerin böyle dünyada hala yıllık raporlar yayımlamayı sürdürmeleri!</p>
<p>Yeni kahramanlar dayanıklılık manyakları – yani hiç uyumuyor görünen insanlar. Emekli olmadığı son dönemlerinde epeyce gevşediğinden dem vuran Bill Gates şöyle derdi: “Bazen 14 saat çalıştığım günler oluyor ama çoğu günler 12 saatten fazla çalışmam. Hafta sonları nadiren 8 saatin üstünde çalışırım.” Şaka gibi. Sıradan Amerikalı bugün 1970’lerin başındaki düzeye göre yüzde 25 daha fazla çalışıyor. Verimsiz ve sağlıksız biçimde uzun süre çalışanlar Bill Gates’ten ibaret değil.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz delifişek dünyaya doğal tepkilerden biri çok çalışmak olsa da, biz bunun en iyi çözüm olduğundan ciddi olarak şüphe duyuyoruz. Eğer öyle olsaydı, kapitalist köyde en az uyuyanlar ya da hiç uyumayanlar kazanırdı. Başarılı insanlar daha çok çalışmak yerine daha akıllıca çalışır. Sahiden iyi yaptıkları işi yüz misli daha iyi yapıyorlar. Hepsi bu. Uykunuzu azaltarak böyle kişileri alt etmeye çalışın bakalım.</p>
<p>Enformasyon teknolojisindeki ilerlemeler bizi bağlantılı bir ekonomiye doğru itti. Bağlantılı sistemler de gerçek zamanlı geri-iletime olanak sağlıyor. Geçmişin baskın organizasyonu hukuki açıdan tek birim sayılmakla birlikle, çoğu zaman öne çıkan özelliği bağlantısız ve hatta unsurlarına ayrışmış bir yapıydı. Bir fabrikanın dünyanın öteki ucunda bulunan satış personelinden çıkış ya da inişleri öğrenmesi dört haftayı, hatta bazen dört ayı alırdı. Bağlantılı dünyada tedarik zinciri deri-iletimi anındadır. Milano’da bir şey olduğunda, New York, İstanbul ve Sydney’deki ekipler derhal haberdar oluyor. Benetton’u düşün, koyunu hazırla.</p>
<p>Şirketler, tedarik zincirleri, sektörler, pazarlar, hatta bir bütün olarak ekonomiler herhangi bir yerdeki değişikliklerin anında her yerde kayda geçtiği son derece duyarlı sistemlere dönüşüyor. Balık ağını çekmek gibi bir şey – neresinden çekmeye başlarsanız başlayın, ağın her tarafında kinetik enerji oluşacaktır. Ağa takılan bir böceğin ya da sineğin anında sezilmesini sağlayan örümcek tuzağına benzer bir şey. Ama unutmayın, böyle duyarlı sistemler kırılgan olur. Her an çözülebilir ya da çökebilir.</p>
<p>Öyleyse, gerçek zamanlı geri-iletim neden çok önemli? Birkaç örnek vereyim. Bilgisayar sektöründe parça maliyetleri her hafta yaklaşık yüzde 1 azalıyor. Envantere değil, anında alınacak enformasyona ihtiyacınız var. Daha önce de belirtildiği gibi, başarıya giden yol envanterin yerine enformasyonu geçirmektedir. Yıllık envanter devri sayısı Dell’de 52, Compaq’ta 13,5, IBM’de ise 9,8. Hangi şirketin hissesini alırsınız?</p>
<p>Ayrıca, gerçek zamanlı geri-iletim kuruluşların tüketici taleplerine daha çabuk ve daha eksiksiz karşılık vermelerini de sağlıyor. Böylece daha iyi hizmet alabiliyoruz. Örneğin, internet üzerinde CD veya kitap alırken, “stok”ta olup olmadıklarını (en azından sanal olarak) anında görebiliyoruz. Benzer zevke sahip insanların satın aldığı kitap ve CD’lere ilişkin enformasyon parmaklarınızın ucunda. Satın almayı tasarladığımız ürünler hakkında başka müşterilerin yazdığım değerlendirmeler karşımızdaki ekrana geliyor. Satıcının Ayşe Hanım veya Murat Bey’in özel ilgi ve isteklerini bildiği mahalle bakkalının bu kez dijital biçimde de olsa geri dönüşü demek bu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huseyinerkmen.com/gunumuzun-toplumu-gercek-zamanli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
