ABANMAK f. Üstelemek, ısrarlı davranmak: “Raconu bu abanmayı sevmem ha / Kafa bu be cavalacoz bir deha,”(Hilmi Tuner, Tavlama) . Aşırı duruma gelmek,(bir eylemde) aşırılaşmak: ” Şarap abanmak, şaraba abanmak…”

BABA i. Gangster şefi: “…yoğun kaçakçılık trafiğini planlayıp finanse eden irili ufaklı patronlar, babalar kimlerdi?” (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası). “Baba son günlerde baskınlar sıklaştı. Malları başka bi yere taşısak.” (Latif Demirci, The Selamın Aleyküm). + es. (Serseriler için) Haham külhancısı. + Erkeklik organı, penis: “Helvacı Mehmet- insan babayla oynar mı? I. Zenne- Aa! Bu da söz mü? (Orta oyunu, Kanlı Nigar). (BABAÇKO, BABAİKO biçimlerinde de kullanılır.)

CACIK s. ve i. (erm. cacıg’dan) Aptal, bön (kimse): “Gelip geçenlerin hepsi de cacıktır…1 (Raymond Queneau-Tahsin Yücel, Zazie Metroda).

DACİK i. (erm. daicg) Türk. -Kadın, kız. Ayr. bk. AHÇİK.

EBE i. İskambil oyunlarında, kağıt dağıtan oyuncu: “… kağıtları birinci defa dağıtacak oyuncuyu – yani ebeyi seçmek…” (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri).

FAÇA i. (ital. faccia, “yüz, çehre”) Yüz, surat, çehre: “Aynaya bakıyor faça sağlam / Lan gene seviyor Allah” (Mazhar Alanson, Anında Görüntü). * Yüzdeki yara: “…ama çenemdeki façayı her görüşümde onların validelerini, sülalelerini saygıyla anıyorum”. (Kanat Güner, Eroin Güncesi). (Bk. FAÇA AÇMAK.) * (Kişide) Genel görünüm, kılık kıyafet: “-Bu devirde cebinde mangırın olmasın isterse. Yeter ki façan düzgün olsun. Façan benimki gibi oldu mu, bırak. İsterse milyoner olsun!” (Orhan Kemal, Marsilyalı). “Façamız temiz, cebimiz para dolu… İcabında pazarları biz de takılırız pastaneye, sinemaya. ” (Aydın Ulun, Köprüaltı Çocuğu Mehmet). * (Bazı İskambil oyunlarında) Destenin en altına açılan iskambil kağıdı: “Bazı hilekarlar da, kağıtları dağıtılırken façaya (…) bakarlar.” (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri). * (Gazinoda) Sahneye en yakın olan masalar, ön masalar: “…pist kenarındaki ‘faça masaların’ tek tek gönlünü okşayacak…” (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden…).