Aile
Tozpembe bir saadet duygusu veren aile kavramı çevresinde mistik bir hava vardır. Aile ana kucağıdır. Küçük Ev’in tatlı duygusallığıdır. Çocuklarıyla gurur duyarak ayakta dikilen ane ve babadır. Dengelidir, ince işlenmiştir; sıcak ve yalındır; gerçeklikle lekelenmemiştir.
Kuşkusuz evdeki gerçeklik reklam ve medya sektörlerince sunulan suni tatlandırıcılı duygusallıktan çok daha farklıdır. Üyeleri ne kadar parlak, mutlu, süzme olursa olsun, ailelerin hepsinde aksaklıklar çıkar. Asıl önemli olan bu aksaklığın derecesidir.
Aileyi oluşturan geleneksel anlayışların çözüldüğüne pek şüphe yok. Boşanma oranları almış başını gidiyor ve bir sürü genç hiç evlenmiyor – ya bekar kalıyor ya da birlikte yaşamakla yetiniyor. Göründüğü kadarıyla, aile yakında lüks bir şey haline gelebilir; ortalama iki küsur mutlu çocuğu (bir yavru köpeği, çitlerle çevrili bir badanalı evi) olan evli mutlu çiftler bir istisnaya, solup giden bir idealin az bulunur ilk örneklerine dönüşebilir. Yasalar ve mevzuat bunu her zaman yansıtmasa da, birçokları için de facto standart deri tekeşlilik, üçlü ilişki vb. Artık. Çok sayıda çocuk uzun süreli, kalıcı ilişkilerle tanışmadan büyütülüyor. İki babaları ve üç anneleri olabiliyor. Erkek kardeşlerinden ikisinin babası farklı, onların da kız kardeşlerinin anne babaları tamamen farklı olabiliyor. Ve de biz kalkmış, bu çocukların hayatlarının geri kalan süresinde tek bir şirket ve tek bir patron için çalışmalarını bekliyoruz.
İnsanlar aile kurduklarında bile artık bir arada çok zaman geçirmiyorlar. 1960’larda ABD’li babalar çocuklarıyla günde ortalama 45 dakika konuşurdu. Şimdi ancak altı dakikayı buluyor bu süre. Norveç mobilya şirketi Stokker, Fransa’da Tripp Trapp çocuk iskemlesini piyasaya sürdüğünde umut kırıcı bir karşılık aldı. Sebep sonra anlaşıldı. Aileler artık bir arada oturup yemek yemiyorlardı. Damak tadının ve cümbüşlü yemeklerin ana yurdu Fransa’da bile, aileler yemeklerini değişik zamanlarda yiyorlardı. İşte bu yüzden çocukların masada büyüklerle aynı yükseklite rahatça oturmasına olanak veren bir iskemleye gerek yoktu. Yapılabilecek tek şey bir Norveç şirketinin Fransızları çocuklarıyla oturup yemek yemeleri konusunda yeniden eğitmesiydi.
Bir dizi kavramla büyütülüyoruz. Eski kuşaklar bunlara standart adını verir ve yeni kuşaklara standartların düştüğünü söylemekten hoşlanır. İşin aslı standartların değişmiş olmasıdır. Bununla birlikte konu aileye geldiğinde, hala eski aile değerlerine göre ölçülüyoruz. Kendimizi kayıp olarak görüyoruz. Mantıksız derecede yüksekleri hedeflediğimiz söylenip duruluyor. Belki de yanlı olan bir şey yok. Biz sadece farklıyız.
« Siyasal partiler Next Post
Ulus-devlet artık geçerli bir analiz birimi değil »